Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fazla Suyunuz Var Mı ? ...

Küçük kız, camdan dışarıyı seyrediyordu. Yan dairede oturan, arkadaşı Ebrar, abisiyle su savaşı yapıyordu. Susamıştı. Ama içmiyordu. Eğer içerse çişi gelirdi. O zaman yine ellerini yıkamak zorunda kalırdı.
Birden, camdan dışarı bakmaktan vazgeçip, gözlerinin içi parlayarak mutfağa koştu. Eline boşalmış sürahiyi alıp, sessizce evden çıkıp, yan komşunun kapısını çaldı.
Kapıyı Ebrar'ın annesi açtı. Eslem, gülümsedi ve elindeki sürahiyi uzatarak:
- Fazla suyunuz varsa bize verir misiniz Müzeyyen teyze ? !..
Kadın şaşkın bir şekilde:
- Fazla su mu?
Diyebildi.
Eslemlerin dairesinde su tesisatında sorun oluşmuş. Yapılması için para gerekli. Ama şu an Eslem'in babasında o miktarda bir para yokmuş. Babasının patronu avansını da maaş günü bir hafta sonra diye vermemiş. Yani Eslemlerin evinde birkaç gün daha sular kesik.
Eslem o yüzden susamış bir şekilde, suyla oynayan arkadaşına bakıyordu. Susuz yaşadığı birkaç günde, küçük yaşına rağmen, suyun değerini anlamıştı.
O küçük aklıyla, çişi…

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Gr…

Bir Çocuk Geçer Yanıbaşımızdan...

Bir çocuk geçer yanınızdan.
Yanıbaşınızdan.
Farkettin mi o minik ellerini, ayaklarını.
Kapadın mı yoksa gözlerini bir an...
Bir çocuk geçer yanımızdan.
Çok çok yakındır. Dokunursun. Görürsün.
Farkedemezsin ama belki..
Gün gelir seslenir sana.
Duyar mısın? Elbette duyarsın.
Ama ya anlamak.. Anlayabilir misin,
Yanından geçip giden o çocuğu...
Büyümeden.
Senden,
Yanıbaşından uzaklaşmadan
Anlayabilir misin?
Gerçekten farkedebilir misin O küçük çocuğu..
Büyürken nasıl da geçer zaman.
Farketmezsin bile...
Gözünü açtığında, artık yanında olmayacak kadar büyüktür o çocuk...
Geçip giderken göremeyiz çoğu zaman.
Bir insan büyür de, biz farketmeyiz bile...
Bir insan büyütürüz de, farkedilmeyiz bile...



Doğum Günü Böreği... :)

Herkeslere öncelikle kocaman bir selam yolluyorum.
33 yaşında, evli ve bir erkek evlat sahibi bir kadınım artık.
Nereden mi çıktı şimdi bu?
Takvimler bugün 17 Ekim'i gösteriyor ya, oradan.
Yani bugün, bu uyuşuk hanımın doğum günü. Tam 33 olmuş bulunmaktayım. Yolun yarına az kalmış. :D

Oğlumla birlikte ilk yaşıma girdim. o ayrı sevinç, ayrı bir duygu.
Şuan kendisi, yerde dolanıyor. :D

Başlıktaki börek kısmına gelirsek eğer, o da eşimin süprizi diyelim. :D
Kendisi pasta türü tatlı şeyleri pek sevmediği için, sabah işe gitmeden, pasta niyetine bana börek aldı geldi. Kahvaltıda bir güzel yedik.

Hatırlar mı acaba diyordum ama hatırladı. Ya da birileri hatırlatmış da olabilir. Babaannemiz biliyordu, söyleme demiştim ama bir ihtimal demiştir diye de düşünüyorum.
Aman canım ne farkeder, demeyin. Hediye de gözüm yok, sadece hatırlanmak güzel bir duygu.
Yalan mı...

Sevgiler yolluyorum hepinize...


Ek Gıda Ve Ortam Polisliği

Öhh.. Öhhh...
Geldim, buralardayım demiştim değil mi?
Bunu dediğimin üstünden aylar geçmiş.. iyiki de yılları devirmemişim.
Beni yani bizi sorarsanız, iyiyiz.
Oğlum 8. ayını bitirdi.
E bende bu 8 ay boyunca birikmiş az biraz birşeyler var. Misal ek gıda olayı.
Bir anne, çocuğunun ek gıdaya geçişine sevinir. Ama bazen çevredeki insanlar anneyi bu geçiş döneminde maalesef çileden çıkarır. Hele birde çocuğunuz alerjik bir çocuksa. Bir bakmışsınız, ortam polisi oluvermişsiniz.
Nasıl mı?
Efenim, nedendir bilinmez, başta anane ve babaanne olmak üzere, dedeler de dahil, çocuğun ağzına ne bulurlarsa tıkma yarışına giriyorlar.
Yesin, yesin.. alışsın.. kaç aylık oldu.. yiyecek tabi..
Sanırsın çocuk 90 yaşında oldu, dünya nimetlerinden tadamadı.
Şimdi, onlar da kaç çocuk büyüttü. Kaç yaşında insanlar, senden iyi mi bilecekler, diyenleriniz olabilir. Olmasın ama içinizden birkaçı diyebilir. Desin.
Ama hiç sormuyorlar efenim, bu çocuk öyle herşeyi yiyebiliyor mu?
Yaaa... yiyen var, yiyemeyen var. …

Annelik; Doğuştan mı Demeli İçgüdüsel mi... ?

Yeri geldiğinde çekinmeden söylediğim, aldığım cevaplardan gocunmadığım bir şeydi. Ne mi ? yeni doğmuş bir çocuğu kucağıma hiç almadığım. Yeğenlerimin hiç birinin altını dahi hiç değiştirmediğimdir.
Şimdi ne mi oldu?
Başlıktaki ikilemdeyim.
Annelik öğrenilmiyormuş. Kendi kanından canından olan evladını kucağına aldığında herşey kendinden oluyormuş.
Ayy.. ben yapamam diyemiyormuşsun. Tutamam, küçük, hiç demiyorsun. Alt değiştirme işi kendinden gelişiyormuş.
Annelik sanırım yarısı doğuştan yarısı içgüdüsel bir olay. Zira günler geçtikçe bilmem kaç çocuk yetiştirmiş kim olursa olsun, çocuğuna bakmasında hep bir kulp buluyorsun. Beğenmiyorsun. Çocuk öyle tutulur mu, yok öyle yapılmaz da daha neler neler..
Yani anacığım, iyiki ana oldun kimseyi beğenmiyorsun artık, modunda oluyorsun.
 ........................
Yukarıdaki kısmı aylar öncesinden yazmış idim. Ama gel gör ki, yayınlamadan öylece kalmış. Kaldı yani..
Aylardır yoktum, farkındasın de mi güzel okuyucuğum benim.. olmaz mısın hiç... …

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.
İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz …

Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu

Bugün hayalinizdeki beyaz ve sağlıklı dişlere en pratik şekilde kavuşma yollarını paylaşacağım. İşte dişlerimi korumamı sağlayan ve rahatça gülümseme nedenim 5 diş temizleme pratiğim :)
Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşmanın En Pratik 5 yolu
1. Rutinlerinize Uyun
Hayatta en önemli şey sanırım sizin için iyi olan ne varsa alışkanlık haline getirmek. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi aslında kişinin kendisine bakması ve temizliğine dikkat etmesi de önemli. İşte bu yüzden diş temizliği rutinlerinizi belirleyin ve ona uyun.
Her sabah ve gece yatmadan önce dişlerinizi mutlaka fırçalayın! Bu alışkanlığınızı halen kazanamadıysanız bugün zaman kaybetmeden kendiniz ve diş sağlığınız için büyük karar verebilirsiniz.
2. Size Uyanı bulun!
Nasıl ki giydiğiniz kıyafetler tarzınızı yansımadığında kendinizi o kıyafetin içinde yabancı gibi hissediyorsunuz, aslında kişisel bakımlarınız da öyle. Diş ve diş ati yapınıza en uygun fırçayı bularak diş temizliğinizi daha verimli yapabilirsiniz.
3. Kendinize Zam…

N.U. nun Doğum Hikayesi.

Merhabalar...
Ben geldim. Hayatımın en güzel, en eşsiz duygusunu paylaşmak için.
Oğlum sağlıcakla dünyaya geldi. Çok şükür.
Bende hem sizlere bu müjdeyi vereyim istedim. Hem de, kısada olsa bu süreci anlatmak istiyorum.

Artık son haftalarımızdı. Elimiz kulağımızda oğlumuzu bekliyorduk ama o yerinden memnun olarak hiç belirti vermiyordu. Yani en azından bana. Zira kontrollerde sancılarım yüzlerde çıkıyordu. Bende sancıya dair tık yok. Doktor şaşırıyor. Ebe şaşırıyor.
En son, 40. haftamız bitti ve doktor bu çıkan sancılar seni de bebeği de rahmide yorar. İşi hızlandıralım, suni verelim az miktar dedi. Kabul ettik. Ama oğluma bu sancılar ağır geldi. Kalp atışları düzensizleşti. Acilen sezeryana alındık.
Ve 30 Ocak 2016 cumartesi günü, saatler 13.27 yi gösterdiğinde oğlum dünyaya merhaba dedi. Ve ilk yaptığı ebesinin eline işemek olmuş. :D
Küçük minnacik bir bebek. Ama dünya tatlısı. Her hali başka güzel. Başka anlamlı.
Sonrasında anesteziden dolayı çektiğim sıkıntılar var ama bu güzel ha…